alevi köyleri,alevi ünlüler,alevi türküleri,alevi nedir,alevi sözleri


Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kerbela, Muharrem, HZ. Hüseyin, Nefes, deşiş, düvazları-1

  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    08-12-2010
    İleti
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Kerbela, Muharrem, HZ. Hüseyin, Nefes, deşiş, düvazları-1

    Bu gün matem günü geldi
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Senin derdin bağrım deldi
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Şehit düştü Şah-ıMerdan,
    Ah Hasan’ım, vah Hüseyn’im
    Kerbela’nın önü yazı
    Yüreğimden çıkmaz sızı
    Yezitler mi kırdı sizi
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Bizimle gelenler gelsin
    Serini meydana koysun
    Hüseyinle şehid olsun
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Kerbela’nın yazıları
    Şehit düştü gazileri
    Fatma ana kuzuları
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Kerbela’nın önü düzdür
    Geceler bana gündüzdür
    Hüseyn’im Kerbela’da yalnızdır
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin

    Hür şehid atından düştü
    Kâfirler başına üştü
    Müminlere matem düştü
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    İşte geldi bahar yazlar
    Yazı yazlar güzü güzler
    Fatma ana yolların gözler
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Kerbelâ’nın önü çağlı
    Benim ciğerciğim dağlı
    Hazreti Ali’nin oğlu
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Atan Ali anan Fatma
    Dert üstüne dertler katma
    Didarından mahrum etme
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Fatma ana zülfün çözer
    Ağlayı ağlayı gezer
    Müminlerin bağrın ezer
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin
    Gazel oldu bahçe bağlar
    Dumanlıdır yüce dağlar
    Can Hatayi yanar ağlar
    Ah Hüseyin Şah Hüseyin

    Hasanım ağu içti leb-i sükker ah çeker
    Hüseyin attan düştü kime şikâr, ah çeker
    Nerde kalmış acaba bak zülfikar ah çeker
    Ali’nin on bir oğlu yerde yatar, ah çeker
    Fatma ananın ciğeri sızlar sızlar, ah çeker
    Hüseyin attan düştü sahra-i Kerbela'ya
    Cibril kurban haber ver sultan-i enbiyaya
    Yektir Ali, tektir Ali, şahtır Ali
    Ali, Ali, cansın Ali Ali, Ali, yar Ali

    Cümle kureyş ensarı düştü ah-u figana
    Ali yezid boyadı çifte kuzun, al kana
    Ey server-i enbiya sen bunu de süphana
    O gün ola göreydim yezid düşe divana
    Sırattan seyredeydim geçer iken o yana
    Hüseyin attan düştü sahra-i Kerbela'ya
    Cibril kurban haber ver sultan-i enbiyaya
    Yektir Ali, tektir Ali, şahtır Ali
    Ali, Ali, cansın Ali Ali, Ali, yar Ali

    Medine dağlarında susamla sümbül ağlar
    Dağlar inim iniler sular sarhoş, sel ağlar
    Cümle kuşlar figanda bak dertli bülbül ağlar
    Viranede baykuşlar hû çeker, yıl yıl ağlar
    Kerbela’ya kulak ver sahra ağlar, çöl ağlar
    Lanet olsun yezid'e şah-u geda kul ağlar
    Ey mürteza gel yetiş binekte düldül ağlar
    Hasanım ağu içmiş gözyaşları sel ağlar
    Kerbela imdat ister gözetirler, yol ağlar
    Hüseyin attan düştü sahra-i Kerbela’ya
    Cibril kurban haber ver sultan-i enbiyaya
    Yektir Ali, tektir Ali, şahtır Ali
    Ali, Ali, cansın Ali Ali, Ali, yar Ali

    Eylen Yolcum Eylen Bir Su Vereyim
    Zeynel Can-Cemal Akkiraz

    Eylen yolcum eylen bir su vereyim
    Susuz çöller aşmadın mı yaralı
    Hüseyin cemali vardır yüzünde
    Beni mahrum etme Dost ellerinden
    Şah yollarından

    Bende ayrı düştüm sevdiklerimden
    Ok yedim zamane yezitlerinden
    Dileğim var Kerbela’nın çölünden
    Beni mahrum etme Dost ellerinden
    Şah yollarından

    Sensin Zeynel canım Kâbe dediğim
    Sana gelen oklar sinemi deldi
    Bak bende susuzum o günden beri
    Beni Mahrum etme Dost ellerinden
    Şah yollarından

    Kerbela çölünü, kapladı duman
    Bu zulmü yapanda olur mu iman?
    İçimi bir hüzün kaplıyor aman
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela çölünde esiyor rüzgâr
    Fırat Nehri’nin de soğuk suyu var
    Her zaman içimi sıkıntı kaplar
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela denince durmaz gözyaşım
    Bir ağrı geliyor, çatlıyor başım
    Üzüntüden ölüyorum kardeşim
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela da görüyorum atları
    Zeynep elin kesmiş, zincir katları
    Yediğimden almıyorum tatları
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela görünür bana her, Kan’da
    Hüseyin adını duyduğum anda
    Orada olmayı istiyor, can’da
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela’nın matemini tutmaya
    Onlar gibi o kumlara yatmaya
    Kalbim başlar heyecanla atmaya
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela’da kefen olan hasırı
    Hep kendimde arıyorum kusuru
    Duyduğum sözlerin, olur tesiri
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman

    Kerbela’ nın çok mu olur ayazı?
    Önceden mi yazılmıştır bu yazı?
    Kendime de haram ettim, beyazı
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela da gece olur karanlık
    Dalgınlığa gelse bile, bir anlık
    Yapmıyorum kimse ile yarenlik
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela’da yanan çadırlar gördüm
    Anlamak içinde, Zeynep’e sordum
    Ne olur sormayın artıyor derdim
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela’da yollar geçit vermiyor
    Zulüm yapan muradına ermiyor
    Acaba gözyaşım niye durmuyor?
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman
    Kerbela’nın destanını yazanlar
    Hüseyin’in mezarını kazanlar
    Derdimizi ancak, ağamız anlar
    Muharrem Ayı’na girdiğim zaman

    Ali Fatma’nın nazlı çiçeği
    Yolundu gülzardan güller ağladı
    Dedesi Muhammed’in gözbebeği
    Şah Hüseyin’im diyen diller ağladı
    Ölüm döşeğinde çağırıp yanına
    Muaviye dedi Yezid oğluna:
    “Hasan’ı ben yedim, Hüseyin sana”
    Duyan, işiten kullar ağladı.
    O Yezid ki Şam’a halife oldu
    Medine valisine buyruk saldı
    Şah Hüseyin’ı biata zorladı
    Bu zulmü gören gözler ağladı.
    Göç edip bir sure Mekke’de kaldı
    Ali ailesi, kedere daldı
    Küfeliler “gel” diye haber saldı
    Ona mektup yazan eller ağladı.
    Duydu ki Amr ibn ül-As geliyor
    Bilenmiş bir kılıç, ölüm geliyor
    Şah Hüseyin orayı terk ediyor
    Arkasından Mekkeliler ağladı.
    Akrabalar çocuklar ve kadınlar,
    Yanlarında elli dört savaşçı var,
    Küfe’ye doğru çekmişler katar,
    Eğlendiği konaklar yollar ağladı.
    Küfe yolunun tam ortasındaydı,
    Müslim’in katlinin haberin aldı,
    Üzüldü sızlandı, yoldan kalmadı.
    Ayağı altında çöller ağladı
    Hür bin askerle peşinde idi
    Dört bin Kerbela’da onu bekledi
    Fırat’a ulaşması engellendi
    Bağrı yanan kız gelinler ağladı
    Dönek Küfeliler utanmadılar
    Yezid’in ordusunda yer aldılar
    Sözde Ali Şiası müslümandılar
    Ali’yi candan sevenler ağladı
    Celal Abbas o ne yiğit eridi
    Aldı kırbaları suya yürüdü
    Kestiler kolların’ yine durmadı
    Kırbadan dökülen sular ağladı
    Savaşan güçler genelde eşittir
    İnsanlık tarihi hiç görmemiştir
    Beş bin zalim yetmiş mazlum ne iştir
    Tarihteki tüm dengeler ağladı
    İmam Al’ Asgar’ı havada tuttu
    Ona İbn-i Sad’dan su talep etti
    Zalim su yerine bir ok göndertti
    Masumun boğaz’na, yaylar ağladı
    Eli silah tutanlar şehit oldu
    Hüseyin tek, asker içine daldı
    Mübarek bedeni çok yara aldı
    Düştü toprağa yerler ağladı
    Şimr lâin geldi oturdu göğsüne
    Kesti kafasını aldı eline
    Onlar nasıl İslamız der kendine
    Peygamberini sevenler ağladı
    Derviş Baba lanet ehl-i Yezid’e
    Bizim tevellamız ol Ehl-i Beyt’e
    Tam yetmiş üç şehit, o susuz çölde
    Aşura gününde tarih ağladı

    Hakk için kendini kurban eyleyen
    Şahı Merdan oğlu İmam Hüseyin
    Cümle erenlere ferman eyleyen
    Erenler serdarı İmam Hüseyin

    Muhammed Ali'nin çeşmi çerağı
    Erenler bağının gülşeni bağı
    Ciğerler paresi gönül durağı
    Gözlerimin nuru İmâm Hüseyin

    Ceddi Muhammed'dir atası Ali
    Anası Fâtıma cihan evveli
    Cümle evliyalar ederler beli
    Evliyalar piri İmâm Hüseyin

    Batının sultanı müminler şahı
    Gaib âleminin şems ile mahı
    Şah Hüseyn'im diye ederler ahı
    Matem ile zarı İmâm Hüseyin

    Pir Sultan'ım eydur tutar damanın
    Dostunun dostuyuz biz hanedanın
    Dü çeşmi değilmi şah-ı merdanın
    Erenler hünkârı İmâm Hüseyin


    Deli gönül çok açılıp şad olma
    Kerbelada Şah Hüseyn’e baksana
    Nefsine uğrayıp da kahkaha ile gülme
    Ehlibeyt gamda, yasa baksana!

    Yezit gast eyledi vermedi suyu
    Orada tutuldu kasımın toyu
    Sırrıya ağlıyor ne murat deyu
    Fatma Ana’nın kınasına baksana

    Ümmü Gülsüm Zeynel hep yasta âlem
    Alimder Abbas’ın kaşları kalem
    Takdir ezelinde böyleydi ilham
    Fırat suyu kan akıyor baksana

    Ümmü Gülsüm Zeynep çekerler tesuf
    Kerbela’da çölleri İmama nasip
    Siması Peygamber cemali Yusuf
    Ali Ekberin leylasına baksana

    Çok cefaya malik Zeynebi salip
    Musayı Kazım ola onlara hasip
    Hür şehitler Kerbelan’ın kurbanı
    Haymagahın yanmasına baksana

    ESARİ coş eyle bu dünya cefa
    Bunca kahra vallah sürmedi sefa
    Ağalar ağası ağnicef şaha
    Has bağda Sakineye baksana
    Evvel baştan Muhammed'e salavât.
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.
    Ecel gelmiş pervaneler dönmeye,
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

    Hasan’la Hüseyin, Ali'nin oğlu,
    Şehidler yoluna giderler doğru.
    İmam Zeynel, İmam Hüseyn oğlu,
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

    Muhammed Bâkır’ın aldık keremin,
    Cafer-i Sâdık'ın sürelim demin
    Mûsâ Kâzım alsın gönlümüzün gamın,
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

    İmam-ı Rızâ'dan ola inâyet,
    Takî’den Naki’den ere hidâyet.
    Hasan-ül Askeri Şah-ı Velayet,
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

    ŞAH HATAYİ’m der beri gel aman,
    Müminin kalbinden çıkmasın iman.
    Âhiri zamanda Mehdi-i Zaman
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.


    Türbesinin üstün nakş eylemişler
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    Seni dört köşeye baş eylemişler
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    Çağlar sular gibi akasım gelmez
    Şehrine girince çıkasım gelmez
    Yezit’in yüzüne bakasım gelmez
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    Senin âşıkların yanar yakılır
    On iki imam katarına katılır
    Bunda Yezidilere la'net okunur
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    Senin dervişlerin sema'lar döner
    Kadir geceleri şema’lar yanar
    Katarımız imam Cafer’e uyar
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    İmamı Hüseyin’in kolları bağlı
    Muhip âşıkların ciğeri dağlı
    Hazret -i Ali'nin en küçük oğlu
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin
    Şah Hatayi'm eder erenler nerde
    Çalısız kayasız bir sahra yerde
    Kerbela çölünde kandilde nurda
    Gel dinim imanım imamı Hüseyin

    Aşığın başına gelmez hal olmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin
    Sende bende deyü sual olunmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Erenler basmamış yerlere yüzü
    İletüp çamura çiğnetme bizi
    Yarın yok deminde isteriz sizi
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Ãşık olan âşık dârdan ayrılmaz
    Takî Nakî seven âşık yorulmaz
    Tâlip bunalmazsa pîri çağırmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin


    Bu hal ile biz onlara katıldık
    Kemlik ettik dışarıya atıldık
    Bir münkirin tuzağına tutulduk
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin


    Pir Sultan’ım daim düşmektir işi
    Yol yol oldu akan çeşmimin yaşı
    On İki İmam’ın serçeşme başı
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Gündüz hayalimde gece düşümde
    Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
    On iki ayların hem sabahında
    Dilimde ivirdim İmam Hüseyin

    Hatice, Fatıma divanda bile
    Şehriban geliyor saç yola yola
    Ağladıkça çeşmim yaşını sile
    Mah yüzüne dökmüş İmam Hüseyin

    Yarın iller mahşer derilinceğiz
    Sorgu sual orda soruluncağız
    Kanlı mektubumuz verilinceğiz
    Hesabın görüyor İmam Hüseyin

    Asası elinde sancak uğrunda
    Gâhî mizan gâhî sırat yolunda
    Muhammed'in sancağının önünde
    Mazlum mazlum gezer İmam Hüseyin

    Şah Hatayi'm ne hoş gördün yerini
    Kimse bilmez evliyanın sırrını
    Maviye soyunu mülcem oğlunu
    Sürün şu dergâhtan İmam Hüseyin

    İmamların yası yaşı çağlatan
    Ah senin dertlerin ya İmam Hüseyin
    Kerbela çölünde kanı çağlatan
    Ah senin dertlerin ya İmam Hüseyin

    İptida meydanı hür şehit aştı
    Gökte melekler kanla yaş saçtı
    Yetmiş üç pehlivan hep şehit düştü
    Ah senin dertlerin ya İmam Hüseyin

    Kana boyanmıştır nesl-i peygamber
    Nerede zülfikar ordadır haydar
    Ölünce hazreti fadime'yle kamber
    Ah senin dertlerin ya İmam Hüseyin

    Şehit düştü imamların serdarı
    Arşa çıktı ehlibeytin avazı
    Takdirde yazılmış yazılan yazı
    Ah senin dertleri ya İmam Hüseyin

    Sefili sadık'ım gönlümün zarı var
    Kerbelada ehlibeytin nuru var
    Her dem kan ağlasam bende yeri var
    Ah senin dertlerin pir İmam Hüseyin

    Çöl yazıda ekilmiş bir kara duman
    Dumanın içinde İmam görünür
    Abbas at üstünde vermiyor aman
    Yezidin askeri yaman görünür

    Hal böyle böyle var Pire söyle
    Pirim Mecnun olmuş, ben olam Leyla
    Pir de benim gibi yanar mı böyle

    Kerbela Çölünde şamalar yanar
    Abbas at üstünde çark gibi döner
    Ak libas altında yarası kanar
    Ok saplanmış ciğerciği delinir

    Hal böyle böyle var Pire söyle
    Pirim Mecnun olmuş, ben olam Leyla
    Pir de benim gibi yanar mı böyle

    Abbas’ın giydiği keten gömlektir
    Gömleği soyulmuş kolları yoktur
    Bir değil beş değil yarası çoktur
    Abbas'ı vuranlar elbet sürünür

    Hal böyle böyle var Pire söyle
    Pirim Mecnun olmuş, ben olam Leyla
    Pir de benim gibi yanar mı böyle


    MUHARREM ORUCU

    Birini tutan Hakk’ın yeter
    İkisini tutan günahın atar
    Üçünü tutanlar cennette yatar
    Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

    Dördünü tutana veli dediler
    Beşini tutana ulu dediler
    Altısını tutana dolu dediler
    Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

    Yedisin tutan havada uçar
    Sekizin tutan hülleler biçer
    Dokuzun tutan cennetin açar
    Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.

    Pir Sultan Abdal’ım onunda zahmet
    On birini tutana indi rahmet
    On iki tutana nasiptir cennet
    Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.


    Beni İmam Hüseyin'e gönderin

    Yükletin barhanem develer ile
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin
    Yoldaş olup gitmen yad iller ile
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin

    Şu illerin çektiği perde
    Beni sen düşürdün onulmaz derde
    Karar alıp duramıyom bir yerde
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin

    Benim ne davam var şu iller ile
    Benim davam hak ehli kullar ile
    Kerbela'ya giden Abdallar ile
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin

    Kutlu günler doğup doğup aşmadan
    Ceset farıyıp da akıl şaşmadan
    Dağları kar alıp kırcı düşmeden
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin

    Pir Sultan Abdal'ım bir hava ile
    Arşa çıkardılar bin dava ile
    Kanber'in güttüğü boz deve ile
    Beni İmam Hüseyin'e gönderin


    Neyleyim dünyayı, şanı, şöhreti.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Aldı beni İmamların firkati.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Matem aylarında artar firakım.
    Ah-u nalân etmek benim merakım.
    Nâr-ı iştiyaktan yanar yüreğim.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Zarım işitenler kaldılar ta'na,
    Dediler teselli gerektir sana.
    Yüz bin öğüt versen kâr etmez bana.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Cihan benim olsa şâd olup gülmem,
    Dest uzatıp çeşm-i giryânım silmem.
    Çilekeş dervişim sefayı bilmem.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Firdevs bahçesinin kırmızı gülü,
    Ben âşığım, oldum O'nun bülbülü,
    Görünür gözüme Kerbelâ çölü,
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Gönül murgu seyrangâha çıktıkça,
    Kerbelâ'dan şehitlere baktıkça,
    Ilgıt, ılgıt al kanları aktıkça,
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Arş-ı semâvâtta gördüm nûrunu,
    Aşkına düşenler verir varını.
    Ali oğlu, Muhammed'in torunu,
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.
    Fedâyi Dervişim derdi veremdir.
    Cihanda kâm ehli olanlar kimdir?
    Geceyle, gündüzüm derd ile gamdır.
    Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

    Mâh-ı Muharrem'de mümin olanlar,
    Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.
    Yasın çekip bahr-ı ummana dalanlar,
    Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

    Âşığ-ı şeydâlar figana başlar.
    Zâr eder iniler dağlarla taşlar.
    Deryada balıklar, havada kuşlar,
    Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

    Yedi iklim, kevn-i mekân dört köşe,
    Cümle âlem taaccuptur bu işe.
    Deryalar mevc vurup gelir hurûşa,
    Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

    Fedâyî'nin başı Hünkâra bağlı,
    Kerbelâ nârından ciğeri dağlı.
    Muhammed'in torunu, Ali'nin oğlu,
    Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.


    İmam Hüseyin

    Gündüz hayalimde gece düşümde
    Her derdime derman İmam Hüseyin
    Yılın on'ki ayın seherlerinde
    Her dertlere derman İmam Hüseyin

    Dividim var kalem tutmaz elimde
    Hakk'ın kelamın okurum dilimde
    Muhammed'in sancağının altında
    Mazlum mazlum duran İmam Hüseyin

    Aşk kitabın huda bana gönderdi
    Gökten cebrail de yere indirdi
    Yezitleri cehenneme gönderdi
    İblis çıkmaz ordan İmam Hüseyin

    Hatice rehberi divanda bir yar
    Fatma ana ağlar hem saçın yolar
    Hak bir terazidir mizanın kurar
    Şehit donu giyen İmam Hüseyin

    Pir Sultan ne güzel bulmuş yerini
    Ben pirime kurban verdim serimi
    Muaviye oğlu mülcem soyunu
    Sürelim dergâhtan İmam Hüseyin


    Türbesin üstünü nakşeylediler
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Seni dört köşeye baş eylediler
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş carımıza İmam Hüseyin
    Muhammet Ali’nin çeşm-i çırağı
    Erenler bağının bir gülü bağı
    Ciğerler paresi gönül durağı
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş carımıza İmam Hüseyin
    Akan sular gibi akasım gelmez
    Şehrine girersem çıkasım gelmez
    Cahilin yüzüne bakasım gelmez
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş carımıza İmam Hüseyin
    Senin âşıkların yanar yakılır
    On' ki İmam katarına katılır
    Bunda münkirlere lanet okulur
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş carımıza İmam Hüseyin
    Pir Sultan'ım eydür erenler nerde
    Çalısız kayasız bir sahra yerde
    Kerbela çölünde kandilde nurda
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş carımıza İmam Hüseyin


    Yine tamam oldu senenin başı

    Yine tamam oldu senenin başı
    Aktıkça akıyor gözümün yaşı
    Mümin olanlara veriyor cüşu
    Münkir yezit kıymetini bilmedi

    İnşallah yezid'in nesli kırılır
    Mümin olan hak cemine derilir
    Bir orucun bin bir hacca yazılır
    Oruç tutan ebed mahrum olmadı

    Peygamberin vasisini kodular
    Adına da mervan adın dediler
    On İki İmamı bir bir yediler
    Mazlumların ahı yerde kalmadı

    Hasan'la Hüseyin Ali’nin oğlu
    Yezid'in elinden ciğeri dağlı
    Mümin olan şah'a ikrarla bağlı
    İkrarı bend olan yoldan dönmedi

    Ne dilersen hak'tan dile dileği
    Muhammed Ali’nin yanar çerağı
    Pir Sultan'ın Mevla ile durağı
    Pire ikrar veren geri dönmedi


    Matem aylarında aşır orucu

    Matem aylarında aşır orucu
    Onu tutanlar sevap kazanır
    Kerbela’da yatar İmam Hüseyin
    Onu görenlerin benzi bozulur

    Birini tutanlar ileri gider
    İkisini tutana Hak yardım eder
    Üçünü tutanlar cennete gider
    Divan-ı dergâhta sevap yazılır

    Dördünü tutana beri dediler
    Beşini tutana dolu dediler
    Altısını tutana Ali dediler
    Divan-ı dergâhta Ali yazılır

    Yedisini tutan havadan uçar
    Sekizini tutan hülleler biçer
    Dokuzunu tutan cenneti açar
    Divan-ı dergâhta cömert yazılır

    Şah Hatayi’m eydür onuna zahmet
    On biri tutana okunur rahmet
    On ikiyi tutana okunur ayet
    Yüz bin kurbandan ileri yazılır
    Eveli vaktinde aşır ayları

    Evveli vaktinde aşır ayları
    Cümle mümin kullar rehber yazılır
    Bir oruç yüz bin kurbandan ileri
    Hakkın katında sevap yazılır

    Aşırı tutan mümin tutmayan yezit
    Sil onun adını kalbinden kazıt
    Fark edip aşırı tutarsa bir yezit
    Müminler içinde mümin yazılır

    Aşırı tutmayana verdiler ferman
    Onun bir derdine bulunmaz derman
    Yaptırsa yüz köprü, kesse bin kurban
    Aşırı tutmayınca fasik yazılır

    Aşırı tutanlar Güruhu Naci
    Gökte melek yerde insan duacı
    On ikiyi tutanlar müslüm bacı
    Götürürler onu cennet makamına

    Eydür Şah Hatayi’m Hakkın nutkuna
    Rahmet olsun on ikiyi tutana
    Götürürler onu cennet makamına
    Müminler içinde huri yazılır


    Dedesi oğlunu verdi hocaya


    Dedesi oğlunu verdi hocaya
    İsmini beyan eyledi heceye
    Günde yedi baş keserdi geceye
    Dedesinden imdat uman Hüseyin
    Hüseyin'in pazarlığı hak ile
    Divanına duramdım yük ile
    Kâfirleri kırdırırdı ok ile
    Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin
    Nurdan yapılıdır anın çardağı
    Seherde salınır gövel ördeği
    Kâfirler kaldırdı içti bardağı
    Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin
    Sabahın seherinde kişneşir atlar
    Yezitler içer de der afiyetler
    İsmail de der ki ürüşür itler
    Kanı ılgıt ılgıt akan Hüseyin
    Nurdan yapılıdır onun odası
    Dal boyuna hayran kaldı dedesi
    Yemen'den geliyor onun gıdası
    Gıdası kesilmez İmam Hüseyin
    Kul Himmet Üstadım kollarım bağlı
    Yezitler elinden ciğerim dağlı
    Muhammed'in torunu Ali'nin oğlu
    Davası kıyamete kalan Hüseyin[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



    Oturmuş Erenler yasını çeker
    İmam Hüseyin’in yasıdır deyû
    Durmayıp akıyor şehitler kanı
    İmam Hüseyin’in kanıdır deyû

    Lânet olsun ol Yezid’in canına
    Kıydı Yezid İmam’ların kanına
    Kesti başını götürdüler Mervana
    İmam Hüseyin’in başıdır deyû

    Hakk onarsın ol keşişin işini
    Keşiş görmüş idi onun düşünü
    Yedi bin altına aldı başını
    İmam Hüseyin’in başıdır deyû

    O güzel pirinden olmadı ferman
    Ali’nin duası dertlere derman
    Yedi oğlunu da eyledi kurban
    İmam Hüseyin’in başıdır deyû

    Pir Sultan Abdal’ım ettiler cefâ
    Umarım Yezid’ler sürmesin sefâ
    Traş olmadı Muhammed Mustafa
    İmam Hüseyin’in yasıdır deyû




    Gidi yezit elimize düştünüz
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    İki ellerin bileğinden kestiniz
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Al cübbe giyip cura dediniz
    Ali evladına garaz ettiniz
    Kellesini top yerine attınız
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Yerli yerince eylediniz canına
    Kast ettiniz imamlar sultanına
    Yüzü kara varın Hak divanına
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Geyikler meleşti erler sağmadı
    Rahmet bağlandı o yıllar yağmadı
    İnsi, cinsi, melaike ağladı
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Damarlar yarıldı kanlar çağladı
    Gökte melek, yerde insan ağladı
    Ay, gün kara giydi, kara bağladı
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Dedesi Muhammet yanına geldi
    Torununun elin eline aldı
    Arş'ta Fatma Ana saçını yoldu
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?
    Pir Sultan Abdal'ım bu böyle olsun
    Kanlı gömleğim Fatma Ana alsın
    Gidi kâfir davan mahşere kalsın
    İmam Hüseyin'in kanı nic’oldu?




    Muhammed'in sancağı elinde
    Tutar Kerbelâ'da İmam Hüseyin
    Allah Allah deyip, Şah'in narasın
    Atar Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Oklar deymiş, bedenine serine
    Kılınç deymiş bedenin her yerine
    Kanlı yezitleri biri birine
    Katar Kerbelâ'da îmam Hüseyin

    Akar gözlerinden yaşlar sel gibi
    Sürer Zülcenah'ı esen yel gibi
    Her yıl Muharrem'de kızıl gül gibi
    Biter Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Vücudu belendi kızıl kanlara
    Pir seçildi erenlere canlara
    Şefaat etmek için inananlara
    Yeter Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Dağlar seda verir ahu zarıma
    Özüm çektim ol pirimin darına
    Çekdiği acılar her gün bağrıma
    Batar Kerbelâ'da İmam Hüseyin



    Hak emrine boyun büktüklerinden
    Gözlerinden yaşlar döktüklerinden
    Bütün nebilerin çektiklerinden
    Beter Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Ağlarım, ağlarım gözyaşım silip
    Derdini paylaşsam o dostu bulup
    Her gün gözlerimin önüne gelip
    Tüter Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Komşu yapdı, erenleri kırkları
    Zaten bir birinden yokdur farkları
    Boğazına düğümlenen hıçkırıkları
    Yutar Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Mekân kurdu Kerbelâ'nin çölünde
    Göğüs gerdi bin bir türlü zulüme
    Bülbül olup konmuş cennet gülüne
    Öter Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    Kanlı Yezit sarmış dört bir yanını
    Oluk oluk akıttılar kanını
    Hak askına sevenlerle canını
    Satar Kerbelâ'da İmam Hüseyin

    ALİ SEFA der ki, Şahım Şahına
    Kurban olam yere dökülen kanına
    Yetmiş üç masumu almış yanına
    Yatar Kerbelâ'da İmam Hüseyin


    İMAMIN SİTEMDEN BEZDİĞİ GÜNDÜR

    Matem ayı yas çekelim gaziler
    Şahin alkanda yüzdüğü gündür
    Yezit elinde giriftar oldular
    İmamın sitemden bezdiği gündür

    Soldurdular taze gül gibi canı
    Ay ile gün kara giydiler donu
    Cümle şehitlerin kırmızı kanı
    Duru duru olup aktığı gündür

    Bir ateş saldılar âlem yanmağa
    Nuru rahman kefen oldu sarmağa
    Abu zemzem suyu idi yunmağa
    Üstaz Ali tabut düzüğü gündür

    Gidi yezidler şad oldu donandı
    Şehitler kırmızı kana boyandı
    Arştan melaikeler yere indi
    İmamların kabir kazdığı gündür

    Pir Sultan Abdal'ım çekerim ahi
    Düşünmediniz mi ulu dergâhı
    Kerbela'da yatar imamlar Şahı
    Fatma Ana yaslı gezdiği gündür


    Kerbela çölünde kızıl dumanla
    Alevler içine attılar beni
    Söner sandım narım geçer zamanla
    Aynı nara bin kez tuttular beni

    Tuttular narımı arş-ı semaya
    Sol yanım vurdular yağlı kamaya
    İmamlar yetişin Gani Huda'ya
    Beter yaralara kattılar beni

    Kattılar yarama acı tuzları
    Yüz yıl oldu daha geçmez izleri
    Değişmedi şu âlemin yozları
    Kurup mezatları sattılar beni

    Sattılar kuruşa kendi özünü
    Döndüler mal mülke kıble yüzünü
    Kerbela çölüne karıp közünü
    Ateşler içine ittiler beni

    İttiler ittiler hepsi ittiler
    Havlayıp ırlayıp çekip gittiler
    Gayrı yeter Mevla'm cana yettiler
    Lime lime edip yuttular beni

    Yuttular da kursağına takıldım
    Büyük lokma idim korkup bakıldım
    Maraş'ta Sivas'ta canlı yakıldım
    Her asırda kanla tattılar beni

    Tattılar kanımı canı varımı
    Dar ağaca çekip yüzdü derimi
    Ser verdim de ama vermem sırrımı
    Sonunda bir lal ettiler beni

    Ettiler sonunda deli divane
    Yanar ağlarım İmam Hüseyin'e
    Böylesi bir zulüm sığmaz bir dine
    Kızılbaş diyerek böldüler beni

    Böldüler yolumu dosttan ıratıp
    Verdiler dertleri derman aratıp
    Kendine bir iblis özü yaratıp
    Bilmem ki nereden buldular beni

    Buldular susuz bir çölün yanında
    Bin hile doluydu damar kanında
    Kılıçlar çekilmiş durmaz kınında
    Acımadan yere çaldılar beni

    Çaldılar yerlere döküp kanımı
    Hasan'ın Hüseynim nice varımı
    Der lanet yezit aldı canımı
    Dertliler içine saldılar beni





    Muhammed'in Gözünden Yaş Akıyor

    Bilmem ki nasıl anlatsam derdimi,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor;
    İmam Hasan oturmuş kucağında;
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor
    Öpmüş dudağından, ciğeri yanar;
    Cebrail haber salmış, yürek kanar;
    Fatıma Ana, sana nasıl doyar?
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    İmam Hüseyin var, diğer yanında,
    Onu da öpmüş, gül açmış boynunda,
    Sar ikisini de, bırakma koynunda,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Muhammed Mustafa göçtü dünyadan,
    Emanet bıraktı, Aba soyundan,
    Dayanmaz Fatıma geçti canından,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    İmam Ali şehit düştü Yolunda,
    Yarası kanar dost, Hakk'ın katında,
    Melekler ağlar, Şah’ımın yanında,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Üç Masum can verdi, ona ağlarız,
    Biz yezit değiliz, kızıl bağlarız,
    Hasan acısına nasıl dayanırız,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,


    İmam Hüseyin yasını çekmeden;
    Hasan'ımın toprağı kurumadan;
    Yezidin piçleri kana doymadan,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Kerbela'ya açıldı İmam'ın Yolu,
    Yetmiş iki Can var. Muhammed Gülü,
    Onlardır Cennet-ül Mevla'nın katı
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Fırat, Dicle tutulmuş suyu akmaz,
    Ekber'im yara almış kanı durmaz,
    Öyle bir yaradır ki sesi çıkmaz,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Zulcehal'dir donu Düldül misali,
    Zülfikar elinde Ali temsili,
    Keser cümle münafığın elini,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    İmam Hüseyin'im düştü atından,
    Dayanılmaz Carh-ı Felek zatından,
    Sekine, ağlar kan gelir ciğerden,
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor,
    Dermanı eyü dur mekân cennet’tir
    İmam Hüseyin cümleye rahmettir
    İmam Hüseyin rehber talip bizlerdir.
    Muhammed'in gözünden yaş akıyor



    Cebrail gösterdi kanlı toprağı
    Peygamberim sordu, kanda Hüseyin.
    Toprak alacaktı torun yaprağı
    Veda edecekti, canda Hüseyin.
    Küfe’li kandırdı rehber Akil’i
    İkindin otuz bin vardı vekili
    Akşamda üç yüze indi şekili
    Yatsıda can verdi, handa Hüseyin.
    Küfe’de şehitti babası Ali
    Göründü gözüne canlı cemali
    Yola koyuldular efradı Ali
    Küfe’de sarıldı, anda Hüseyin.
    Hüseyin istedi izin olmadı
    Sapıkların aklı dardı almadı
    Gitmesine engel olup salmadı
    Kılıç salladı dört yanda Hüseyin.
    Göl kıyısı suyu yasak ettiler
    Canilikte zirve, mekân tuttular
    Analar, bebekler sabır yuttular
    Cesedi çiğnendi, kumda Hüseyin.
    Hasan’da şehitti Irak Küfe’de
    İnsanlar şaşırdı aynı ifade
    Yaşıyoruz şimdi zevki sefada
    Ruhun rahat olsun, canda Hüseyin.
    Düşünsem o anı yürekte sızı
    Kırdırıyorlar hep bizlere bizi
    Dursunî duymasın yezitler sözü
    Irak durulmadı, handa Hüseyin.




    Yasla matem günü doğdu dolunur
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına
    Derdimize derman orda bulunur
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına

    Ağla bu günlerde gözünü silme
    Ab-ı revan olur zay olur sanma
    Aç gözün gafletten, sen gafil olma
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına


    Hüseyin'e türlü zahım verdiler
    Taze iken gonca gülün derdiler
    Ah edip melekler saçın yoldular
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına

    Yaktılar ciğerim attılar nâra
    Dünyada Ahrette yüzleri kara
    Bir su vermediler gül yüzlü yara
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına


    On'ki imamları düşürdün kana
    Çok figan eyledi Şehriban Ana
    Yasu matem günü mümin olana
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına





    Ehl-i Beyt ismini kaldırak dedi
    Dünyayı Ahreti saymadı adü
    Siyah zülfün al kanlara beledi
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına


    Hasan Hüseyin'de Tanrı'nın dostu
    Lanet Yezit ona eyledi kastı
    Mervan soyu Sübyan ellerin kesti
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına


    Ebulkasım düğmelerin çözmedi
    Seyit Zeynep al valasın bozmadı
    Fatma Ana ciğerciğin közledi
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına

    SEFİL ALİ'm onlar şehit hak içün
    Canım kurban Hüseyin'i Pâk içün
    Ruz-u mahşerde cömert saki içün
    Ağla gözlerim İmam Hüseyin aşkına



    Kerbela çölünde gelip duran
    Toprağı koklayıp çadırın kuran
    İnsanlık uğruna serini veren
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin

    Yetmiş iki pare er şehit veren
    Abbas'ın kolların kalemdir diyen
    Ali Ekber'in şahadetini gören
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin

    Şahzede Kasım'ı yanında bulan
    Kolundaki pazubendi okuyan
    Vasiyet üzere kızını veren
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin

    İnsanlık uğruna meydana gelen
    Hak için serini, sertacın veren
    Kerbela çölünde mekânın kuran
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin

    Adil Ali böyle söyler gezersin
    Hak uğruna kalem tutmuş yazarsın
    Şah Hüseyin'in yüreğini ezersin
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin


    Bu Kerb-u beladır
    Sıcak bir çöl birkaç çadır
    Çocuklar susuz ağlıyor
    Analar ağıt yakıyor
    Mevla Hüseyin Mevla Hüseyin
    İşte kıyamet kopacak
    Ümmet imansız kalacak
    İman etmiş yüreklerde
    Şimdi bir tufan kopacak
    Mevla Hüseyin Mevla Hüseyin
    Şimdi Mecnun Leyla’sından
    Şimdi pervane Şam’ından
    Ve Zeynep can Nigar’ından
    Veda edip ayrılacak
    Mevla Hüseyin Mevla Hüseyin
    Tarihte en hazin sahne
    İşte Hüseyin’in vedası
    Yara dolu yüreğinde
    Zeynep’in dinmez yarası
    Mevla Hüseyin Mevla Hüseyin
    Ben gidiyorum meydana
    Düşman ile çarpışmaya
    Ceddimin dini uğruna
    Öz kanımda bulanmağa
    Mevla Hüseyin Mevla Hüseyin
    Bacı ben şehit olunca
    Çok dövünüp de ağlama
    Sabrınız çok olsun bacı
    Emanet kalın Allah’a
    Elveda Zeynep elveda Zeynep
    Zeynep bu susuz yavrular

    Yavrusu ölmüş analar
    Sana emanetim bacı
    Yakınma çok sızlanma
    Elveda Zeynep elveda Zeynep
    Acılar anası Zeynep
    Hazin baktı kardeşine
    Ey peygamberler vârisi
    Kalbimin son tesellisi
    Kardeş Hüseyin kardeş Hüseyin
    Gücüm yok kırıldı belim
    Git de diyemiyor dilim
    Kardeş gitme bir daha dön
    Seni son kez göreyim
    Kardeş Hüseyin kardeş Hüseyin
    Küçücük kızı sakine
    Koşarak geldi Hüseyin’e
    Açtı minik kollarını
    Sarıldı ayaklarına
    Gitme baba gitme baba
    Bütün çocuklarla baba
    Söz veriyoruz biz sana
    Biz artık su istemeyiz
    Su deyip seni üzmeyiz
    Gitme baba gitme baba
    Hüseyin elvedâ ediyor
    Gökte melekeler ağlıyor
    Düşman Hüseyin’i bekliyor
    Zeynep ölümden dönüyor
    Eyvah Hüseyin eyvah Hüseyin

    Zülcenâh’a bindi Hüseyin
    Susuz yola düştü Hüseyin
    Fırat uzaklarda bakar
    Akar mahzun mahzun akar
    Eyvâh Hüseyin eyvâh Hüseyin
    Başına neler mi geldi?
    Hüseyin’i kimler mi kesti?
    Bunları bana sormayın
    Nebî ağlar Zehra ağlar
    Eyvâh Hüseyin eyvâh Hüseyin
    Çadırlar nasıl yandı?
    Başı kaç diyar dolandı?
    Bunları bana sormayın
    Kalem ağlar kâğıt ağlar
    Eyvâh Hüseyin eyvâh Hüseyin
    Kan kılıca galip oldu
    Kılıçlar kanda boğuldu
    Hak müstahakkını buldu
    Bâtıl düştü zail oldu.

    Yakında görecekler nasıl bir inkılâp ile Zalimler devrilecektir.
    Hüseyin DOĞAN Garip Dede Türbesi Dedesi



    Ah Hüseyin


    Nereyi eylesem mekân
    Her yanı toz ile duman
    Bir canım var yoluna kurban.
    Bak sana geldim can sana geldim.
    Su getirdim gözlerimle
    Yaran saram ellerimle.
    Şah Hüseyin’im Kerbela’m ben
    Bak sana geldim can sana geldim.
    Izdırabım gelmez dile
    Mazlumlar hep çeker çile.
    Paramparça yüreğimle
    Bak sana geldim can sana geldim.
    Su getirdim gözlerimle
    Yaran saram ellerimle.
    Şah Hüseyin’im Kerbela’m ben
    Bak sana geldim can sana geldim...
    Seyid Hamza’nın dileği
    Çarkı kırılsın feleğin.
    Ehlibeytim Şah Hüseyin’im
    Bak sana geldim can sana geldim.
    Su getirdim gözlerimle
    Yaran saram ellerimle.
    Şah Hüseyin’im Kerbela’m ben
    Bak sana geldim can sana geldim





    Hüseyinnnnnnnn
    Bunca evliyalar erenler
    Hüsnün kabesine yüzün sürerler
    Kapında da kul olsun sahip duranlar
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin.

    Hüseyinnnnnnnn
    Deden Muhammed atan haydarı
    Parmağıyla yıktı babu hayberi
    Şehitler serveri gaziler piri
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin.

    Hüseyinnnnnnnn
    Genci abdal şefaatin muhtacı
    Seni zikreyledi güruhu naci
    Bunca evliyanın enbiyanın ser tacı
    Gel dinim İmam Hüseyin.


    Aşk ileee


    Ey şehid-i Kerbela’ya ağlayan
    Ağla, mâtemdir Muharrem'dir bugün
    Âteş-i hasretle sine dağlayan
    Ağla, mâtemdir Muharrem'dir bugün
    İnle mâtemdir Muharrem'dir bugün

    Sinede, serde gerek dağ, dağ ola
    Kanlı yaşlar didede ırmağ ola
    Ger dilersen menzilin uçmağ ola

    Gece gündüz ey Muhammet ümmeti
    Edelim cân-ı Yezid’e lâneti
    İster isen irgüre hak rahmeti


    Kimdir o şah-ı şehid-i Kerbelâ
    Nûru çeşmi Murtezâ, Âl-i Abâ
    Cedd-i pakidir Muhammet Mustafâ

    Her seher sanma şafaklar şebnemi
    Anda kan ağlar melekler ol demi
    Âlemi tuttu Hüseyn’in mâtemi

    Çâr yâr ile Muhammed ey saîd
    Oldular tesmim-i zehirle şehît
    Kıydılar rahmetmeyip bunca anîd
    Ey “Sezâî” bilmiş ol Şâh-ı Hüseyn
    Cümleye sevmektir anı farz-ı ayn
    Hem muhabbette beraberdir Hasan


    Kalktı sökün etti Kûfe şehrinden
    Şehitler serveri ülker mekânı
    Duramazdı ol yezidin kahrinden
    Seferim var deyi gelirdi ünü
    İmam Ehl-i Beyt’in yanına aldı
    Kerimesi Zeynep Kûfe'de kaldı
    Gözlerinden yaş yerine kan geldi
    Ağlayu ağlayu hublar civanı
    Ötüyor borular çalınır naylar
    Al yeşil sancaklar gün gibi parlar
    Gülbengi çekilen ulular pirler
    Cümlesi de oldu yola revani
    Kerbela'ya vardı otağın kurdu
    Cenk erbabı olan başına derdi
    Hayır, himmet edip nasihat verdi
    Hiç kimseye baki değil bu fani
    Şam şerifte otururdu ol Yezit
    Bakardı askeri görürdü gayet
    Çağırdı Şemr'ecek askeri künbet
    Gamı gayreti le sayarsın nanı
    Ol Yezit'in bir evladı var idi
    Gayetten pehlivan isim Har idi
    Her mânada imamları görürdü
    Hiç kimseye irşad etmezdi onu
    Oğlan babasına "baba baba" der
    "Asker gönderdiğin o nasıl bir er?"
    Babası der "Türabi'den kıl hazer"
    Ara yerden kaldırayım men onu


    Oğlan babasına der "baba körsün
    Hemi körsün hemi gayet inkârsın
    Yarın şefaati kimden umarsın
    Dane düşünmezsin ulu divanı"
    Babası oğlanı gayet kakıdı
    Oğlan babasına lanet okudu
    Oğlanın ervahı ezel pek idi
    Erişti hidayet buldu imanı
    Oğlan der "kime edeyim ol bana
    Hak için bir kılıç çalayım sana
    Ahrette şefaat o eder bana
    O zaman oğlan dörderdi dümeni"
    Sığındı Sübhan'a bindi bir ata
    Çok ok uçurdular gelmedi hata
    Kerbela çölünde irişti zata
    Öptü secde etti tuttu damanı
    İmam der oğlana "kanden gelirsin
    Kâfirin ordusun nerde bilirsin
    Sormak ayıp değil nerden gelirsin
    Dost mu düşman mısın bileyim seni
    Oğlan der ki "ben Yezid'in oğluyum
    Lanet babama ki sana bağlıyım
    Şahım ağıdımı sana ağlayım
    Asla dostum etme bize gümanı"
    Eğledi destini pâ bûs eyledi
    Babasın ettiğin bir bir söyledi
    İsmi Har idi değişti Hûr oldu
    Gayetten sevdiler ol pehlivanı


    Öyle derken ordan yürütü Şimir
    Çekmiş askerini hep tabur tabur
    Titredi o tenler kalmadı sabır
    Oğlan der "ibtida menim meydanı"
    Çıkmış meydanlara bir yiğit döner
    Silahşorluk çoktu oğlanda hüner
    Çağırdı Şemir'e "gel ileri gel
    Sana göstereyim dindarı dini"
    Şemir der ki "bunu sağ sağ tutmalı
    Öldürmeli değil ceza etmeli
    Bunu sağ babasına iletmeli
    Gayetten çok olur şerre inamı"
    Öyle derken Şemir yürüdü ordan
    Biri beşi değil kamusu birden
    Oğlan eytti dedi "ya Şahı Merdan"
    Sanarsın bir kıyamet koptu tufanı
    Oğlan bir cenk eder idi meydanda
    Atı kendi beyaz idi alkanda
    Susuzlukta takat kalmadı anda
    Vire vire derler idi âmânı
    Şah Ali Abbas bir pehlivan vardı
    Aldı kırbasını suya daldırdı
    Anladı kırbayı sulda deldirdi
    Gördü üç beş kâfir koptu hemani
    Kâfiri görünce dolaştı pâyı
    İk'ellerin kesti ol Mervan soyu
    Eğildi dişiyle tuttu kırbayı
    Geldi buldu ordu-yu humayunu
    Mümin kullar çağırışur su deyü
    Yezid der "tabi ol, vereyim suyu
    Mümine farz oldu muharrem ayı
    Belli olur yahşi ile yamanı

    Kâfirler şehit etti ibtida Hûr'ı
    İmamlar getirdi yakıdı anı
    Dediler Hüseyn'e "durmuyor kanı
    Bağlayın bakalım astar nişanı"
    Ol imamın kucağında Âl Asker
    Dedi "kâfir şu masuma bir su ver"
    Öyle derken kucağında urdular
    Arttı Şehriban Ana'nın efganı
    Kâfirler şehit etti Âl Askeri
    Gökte ağlaştı hem melekleri
    Bize ruhsat vermez perverdigârı
    İmam kahirlendi ağladı günü
    Hakk'ın emri ile gelirdi vahib
    Gösterdi kevseri içmedi muhib
    Emir bize Hak'tan böyle beheyt it
    Kamu belli olur mahşer günleri
    Ebülkasım İmam Hüseyin kaldı
    Kabım emmisinin yanına geldi
    Yetmiş üç pehlivan hep şehid oldu
    Ne yaman kast etti kâfir Mervani
    Yeşil hat çekilmiş yazılmış yazı
    İbtida Hüseyn'in Kasım'a sözü
    Kurbanlık içinmiş ol emlik kuzu
    Kurbanım önünde vereyim seri
    Kasım emmisinin yanına geldi
    Emmisi söyledi sükûta vardı
    Kasım ayak ayak geriye durdu
    Çıkardı kolundan söktü pazbandı
    Kasım emmisinin yanına geldi
    Çıkardı nâmeyi eline sundu
    Biraderi yazmış okuyup bildi
    Vasiyet tutmak gerçek nişanı


    Bu Hakk'ın emridir böyle göresin
    Zeyneb'i Ebül kasım'a veresin
    Bu emanetlerimi böyle göresin
    Eğer biraderim seversen beni
    Kerimesin hem Kûfe'den getürdü
    Getürdü de Ebulkasım'a verdi
    Ber murad olmadan bir cenge girdi
    Savaş arasında oldu düğünü
    El eli görmedi etek eteği
    Serilince kaldı anın yatağı
    Ahrette cem olarak ballar peteği
    Ahrette kavuştura yaradan Gani
    Gelmiş meydan ister adu vü bi-din
    Askerin var mıdır gönder Hüseyin
    Aradan keseceğim Ali'nin soyun
    Ben Allah'tan arar idim bu günü
    Bâtıl olub kendi üzün saklama
    Yüz sürüb de kilimini yoklama
    Evliyanın geverini saklama
    Müşterisin buldun ise ver imdi
    Şah Hatai âhı arttı talibin
    Neyleyim bundan fırsat galibin
    Dil evliyanındır kulak talibin
    Rakibler duymasın süregör imdi






    Göze nem, Gönle elem.
    Geçti bir yıl, yine bir mah-ı Muharrem geldi
    Göze nem, gönle elem her yana matem geldi.
    Medet Ya, Sahib-el imdat.
    Medet Ya, Evlad-ı Hayder.
    Aktı masum kanı Kerbela yazısına,
    Çekildi okla kılıç peygamber kuzusuna,
    Hangi vicdan dayanır bu yürek sızısına,
    Esen seher yelleri sanki matem havası,
    Yürekleri sızlatır kuzuların yarası.
    Ümmü Gülsüm oturmuş şehitlerin başına,
    Ali Ekber girmemişti henüz üç beş yaşına,
    Zalim oklar, saplanmış anın hilal kaşına,
    Esen seher yelleri sanki matem havası,
    Yürekleri sızlatır, kuzuların yarası.
    Ali Askar kuzusu, uyku girmez gözüne
    Uymuş asi insanlar, bir yezidin sözüne
    Bunlar nasıl bakacak Muhammed’in yüzüne?
    Böylemidir hörmet etmek Hazreti Peygambere?
    Hem ciğer pare-i Fatıma,Nur-u çeşmi Haydere?
    Hangi kanunda vardır katl-i evlad-ı resul?
    Hangi mezhepte görülmüştür bu usul?
    Hangi vicdan eder bu hali kabul?
    Böylemidir hörmet etmek Hazreti Peygambere?
    Hem ciğer pare-i Zehra, nur-u çeşm-i Haydere?
    Medet ya, Mazlum Hüseyin.
    Susuz kavme yaptığından utanmaz,
    Yeter saffet yeter, yara derindir kapanmaz.
    Hüseyn-i Kerbelaya ağlayan gözler usanmaz.
    Esen seher yelleri sanki matem havası.
    Yürekleri sızlatır kuzuların yarası.
    Medet Ya! Evlad-ı Hayder.


    On Muharrem günü yandı yüreğim
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Canımı uğruna ben de vereyim
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Şafaklar atınca şahım uyandı
    Öğlenin vaktinde kana boyandı
    Bütün yaralara nasıl dayandı
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Günlerini sordu Cuma dediler
    Vakitleri sordu öğlen dediler
    Kıbleye çevirin olmaz dediler
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Kıpleye çevrildi namaza durdu
    Ömer Zilcevşen enseden vurdu
    Bütün ehlibeytin canına gıydı
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Bir tas su isdedi su vermediler
    Susuzken kesecez seni dediler
    Kellesini mızraklara asdılar
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Çalgılar vuruldu şenlik yaptılar
    Kellesini alıp toplar yaptılar
    Zeynep Ümmügülsün saçlar yoldular
    Şah Hüseyin nerde nasıl göreyim
    Süleyman Köktaş’ın kalemi bitti
    Hüseyn’in kellesi Şam’a da gitti
    Lanet Yezit şahın yüzüne baktı
    Kerbela şahını nerde göreyim
    Çalgılar vurdular, şenlik yaptılar,
    Kellesini alıp toplar yaptılar,
    Zeynebim ve Gülsüm saçlar yoldular,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.

    Müslüm çocukları ne oldu bilesin,
    Yüreklerini taş alıp da dövesin,
    Hüseyin aşkına canım, ah, vah diyesin,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.

    Al Fırat denildi, saçlar yolundu,
    Ciğerleri pare pare bölündü,
    Burda yezitlere lanet okundu,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.

    Övelim özümüzü, ihlâs edelim,
    Hüseyin aşkına ah vah diyelim,
    Ey erenler şu dünyayı ne’delim,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.

    Kuzular çığrışır bir su isterler,
    Yezitler karşıdan su gösterirler,
    Al şu gözünü şehit ettiler,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.

    Eydür Şah Hatayi’m dilim söylesin,
    Muhammed Mustafa himmet eylesin,
    Mümin canlar candan ağlasın,
    İmam Hüseyin’in yasın tutalım.



    Kerbelâ da ehlibeyte kast eden
    İnsan değildir, Müslüman da olamaz
    Emanete alçakça ihanet eden
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Müslüman olan eder mi zulüm
    Kundaktaki bebeğe revamı ölüm
    Çölde susuz bırakan riyakâr zalim
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Dünya saltanatına gözünü diken
    Fitnenin fesadın tohumun eken
    Ebu süfyanın soyuna çeken
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Hazreti Muhammed’e garez edenler
    Fatima-tı Zehra’ya acı verenler
    Hamza pehlivanın ciğerini yiyenler
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Kadınların bile çadırına saldıran
    Zeynel Abidin’i hasta yatağında kaldıran
    Hür şehidi parçalara ayıran
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Şah Hüseyin’e yalvarıp da getiren
    Küfe halkıdır sonunda ihanet eden
    Yetmiş iki şehidin kanına giren
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Ali Ekber’e mızraklarla saldıran
    Hazreti Abbas’ın kollarını kırdıran
    Kardeş kavgasına sebebiyet veren
    İnsan değildir Müslüman da olamaz

    Anadan üryan kadınları gezdiren
    Şam diyarında canlarından bezdiren
    İnsanlık tarihine kapkara leke süren
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Hazreti Zeyneb’e Feryat ettiren
    Mazlumlara göz yasları döktüren
    Aliyel Murtezaya kötülük eden
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Şimir zülcevsendir şeytanı lâin
    Ehlibeyt zulmeden en alçak hain
    Yezit alçağıdır en adi zalim
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Şehitlerin basını mızraklarda gezdiren
    Mübarek bedenlerini atlar ile ezdiren
    İslam dinine büyük kötülük eden
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Ozan Güner Kerbela’da yaslıyım
    Mazlumun yanında zalimlere karşıyım
    Kim derse ki ben mervanın soyuyum
    İnsan değildir Müslüman da olamaz
    Güner Kaymak/ Amsterdam 13.02.2005


    Kerbela'yı yalın ayak yürüdüm
    Sana geldim can Hüseyin merhaba
    Su içmedim yudum yudum kurudum
    Sana geldim can Hüseyin merhaba



    Ben düşmüşüm erenlerin derdine
    Canım kurban Kerbela'nın merdine
    Gözlerimle su getirdim yurduna
    Sana geldim can Hüseyin merhaba

    Ferman Baba yalvarıyor Allah'a
    Giden canlar geri gelmez bir daha
    Ben bilirim suçun yoktu vallaha
    Sana geldim can Hüseyin merhaba


    Biz ezelden ikrar verdik inandık
    Yetmiş idi ahdu peyman Kerbela
    Şah Hüseynin kanı ile boyandık
    Toprağındır derde derman Kerbela
    Ebu cehil Muhammede düşmandı
    Muaviyeden çeken şahi merdandı
    Hür şehitte Hüseynime kurbandı
    Toprağında döküldü kan Kerbela
    La ilahe illallah, Haktır Muhammeden resullallah
    Ali Mürşid güzel şah, Şah eyvallah eyvallah
    Yetmiş bin kişi söz verdi döndüler
    Döndü mervanı himara kandılar
    Ok attılar sanmayın utandılar
    Kavmi mervan kavmi süfyan Kerbela
    Şam eline haberciler saldılar
    Yüzbin asker mevcuduna aldılar
    Ehli beytin üzerine geldiler
    Göğe çıktı zaru figan Kerbela
    La ilahe illallah, Haktır Muhammede resullallah
    Ali Mürşid güzel şah, Şah eyvallah eyvallah
    Hazreti Hüseyin atından indi
    Mübarek elini toprağa sürdü
    Toprak şehitlerin kanıyla yundu
    Oldu şehitlere Kerbela
    Hazreti Hüseyin'im dedi Ali Ekber
    Bak etrafa bana getir bir haber
    Leyla anamızda gözyaşı döker
    Davut Sulari'den beyan Kerbela

    Dilim Damağım Kurudu - Mersiye –

    Dilim damağım kurudu
    Yandım Allah bir yudum su
    Bedenim tenim çürüdü
    Öldüm n’olur bir yudum su
    Kerbela’da Şah Hüseyin
    Ali Ekber’in Sakine’nin
    Murtaza’nın Fatıma’nın
    Aşkına oy bir yudum su
    Yezid kast eyledi bize
    Ehlibeyt neslimize
    Dağlar taşlar indi düze
    İniliyor bir yudum su
    Kestiler Fırat suyunu
    Muaviye’nin bir oyunu
    Harmela’nın ahı oku
    Değmeden ver bir yudum su
    On iki İmam’ın demine
    Kırkların güzel cemine
    Yetmişlerin meclisine
    Gireceğim bir yudum su
    Kûfe’yi boğdu uğultu
    Bu figanı cihan duydu
    Metini narına yandı
    Yandım nolur bir yudum su



    Durdum divanına ellerim bağlı
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN
    Şu aşkın elinden ciğerim dağlı
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN

    Bunca dertlilerin dermanı sensin
    Müminlerin kanadısın kolusun
    Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli'sin
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN


    Dertlidir yüreğim derdim binden çok
    Nice biat vardır yetmiş üçü hak
    Ali’nin oğlusun bunda güman yok
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN

    Macera'yı Kerbela'nın bir günü
    Mülkümüz şu dünya fanidir fani
    Ulaş Hızır ulaş bugün car günü
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN

    DEMANİ der Kur'an Hak Kur'an-ullah
    Sevenin gönlünden gitmiyor billâh
    Cümlenin muradın ver Allah Allah
    Yetiş imdadıma İMAM HÜSEYİN


    Matem ayı Muharremin onunda
    Dertli dertli öten kuşlar merhaba
    Kılıç kan içinde ağlar kınında
    Kerbela’da kesik başlar merhaba
    Hür şehittir insanlığın kurbanı
    Sağ kolunda durmaz akıyor kanı
    İmam Hüseyin ister nişanı
    Hak Muhammed Ali Üçler Merhaba
    Ehl-i Beyt bir su deyi sızılar
    Anada süt arar emlik kuzular
    Altı aylık askar noldu gaziler
    Penci Ali-aba beşler merhaba
    Celal Abbas kendini Fırat’a attı
    Zalimler görünce hep hûcüm etti
    Kolları kesildi kırbayı tuttu
    Alkana boyanan dişler merhaba
    Saçın yoldu Ali Ekber Leylası
    Yakıldı Kasımın kandan kınası
    Sırrıya ağlar şehit anası
    Muradın almayan eşler merhaba
    Altı Ali oğlu atmış altı can
    Yetmiş üçün biri Hamza pehlivan
    Yürüdü Hüseyin açıldı meydan
    Zeynep’in gözünde yaşlar merhaba
    Yetmiş üçtür Kerbela’nın kurbanı
    Zeynel kan ağladı gezdi cihanı
    Murtaza Şirin’in canı cananı
    Kesik başlar kalem kaşlar merhaba

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Asmayalım, Besleyelim...
    • » Bilgisayarlarda oluşan akla ziyan hata...
    • » Mustafa Kemal Atatürk'e büyük...
    • » Türban krizi mahkemelik oldu
    • » İzzettin Doğan: Biz Zaten Atatürk...
    • » "Sinagog Yakıldı" Yalanı !
    • » Obama hazineyi belirledi
    • » Türkler'in Şifresi
    • » Msn'niz Calındıysa! Birde Bu Yolu...
    • » Kardeşim Murat...

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Kurban Nefes, deşiş, düvazları
    • » Zöhre Anam İçin Yazdığım Mısralar
    • » Pir Sözü Hak'tır- Alevi Sözleri
    • » Aşık Noksani
    • » Deyişler
    • » Onsekizbin alemin sahibi Ali'dir
    • » Kul Himmet...
    • » Seyid Mustafa (Arap Baba)
    • » Pirlerin Sözleri
    • » Kaygusuz Abdal

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    08-12-2010
    İleti
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Kucağında Ali Askar yürüdü
    Şu masuma bir su verin der idi
    Boğazından bir ok değdi eridi
    “Altı aylık yavrum” derdi Hüseyin
    Ali Ekber Yusuf gibi güzeldi
    Fidan boylu Muhammed’e benzerdi
    Gökteki melekler vasfın yazardı
    Ali Ekber meydana girdi Hüseyin
    Araya aldılar Ali Ekberi
    Çektiler hançeri tiği teberi
    Temaşaya geldi gök melekleri
    Ekber saflarını yardı Hüseyin
    Yoruldu takati kalmadı bitti
    Biri beşi değil hep hücum etti
    Başını kestiler Yezide gitti
    Cesetleri susuz yurdu Hüseyin
    Savaş sırasında toy düğün oldu
    Kasım amcasının kızını aldı
    El ele değmedi bi murat kaldı
    Meydana er ister ordu Hüseyin
    Kan ağlarım gece gündüz zar benim
    Kerbela’da şehit düşen pir benim
    Kul Şirin’i bitmez sevdam var benim
    Gerçek sevenlere pirdi Hüseyin

    Bir canım vardı verdim erenler
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına
    Serimi meydana serdim erenler
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

    Aşkın ateşine yaktım özümü
    Uyandım gafletten açtım gözümü
    Muhammed Ali’ye verdim sözümü
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

    Bütün kâinatı eyledin seyran
    Hakkın emriyle dönüyor devran
    Dosta varmak için yürüyor kervan
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

    Varıp kapısına yüzümü sürdüm
    Erenler cemine kusursuz girdim
    Bütün gerçekleri orada gördüm
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

    Garip Bektaş der ki kurbanlık koçum
    O cananı sevmek benim tek suçum
    Kınamayın dostlar yanıyor içim
    Kerbela’da Şah Hüseyin aşkına

    Gözlerimden yaş aktı bugün
    Hazreti İmam Hüseyin aşkına
    Kurulur elbet divan bir gün
    Hazreti İmam Hüseyin aşkına

    Ağlayın kardeşler yarenler
    Yası matem tutun hey erenler
    Pire niyaz edin canlar talipler
    Hazreti İmam Hüseyin aşkına

    Dolanırım Kerbela’da susuz
    Kalmam hiçbir zaman pirsiz
    Dizlerim kırık kaldım halsiz
    Hazreti İmam Hüseyin aşkına

    Ozani ağla Hüseyin’in aşkına
    Körpecik yavruların aşkına
    İkrarı unutma dönme şaşkına
    Hazreti İmam Hüseyin aşkına...

    Erenler cemine pervana geldim
    Baş açık, yalın ayak, ben divana durdum
    Şerha şerha kattım ol tez iktidarım
    Derem derem bir yudum su ver
    Kerbela’ da Mervanlar elinde şehit olan imamlar aşkına
    Saki İmam Hüseyin, cennet mekânı İmam Hüseyin
    Oniki imamlar hak’ın sevgili yâri
    Onlar birlemiştir haliki perverdigârı
    Susuz şehit ettiler Ali evlâd-ı ol hanedânı
    Derem derem bir yudum su ver
    Kerbela’ da mervanlar elinde şehit olan imamlar aşkına
    Saki İmam Hüseyin, cennet mekânı İmam Hüseyin
    Onlar çok çektiler mihnet ile belâyı
    Onlara nasip eyle bu kevser sülâleyi
    Susuz şehit ettiler ali evlâdı ol hanedanı
    Derem derem bir yudum su ver
    Kerbela’ da mervanlar elinde şehit olan imamlar aşkına
    Saki İmam Hüseyin, cennet mekânı İmam Hüseyin
    Şah Muhammed Şah Ali’dir şahımız
    Şah Hüseyin’e kurban olsun canımız
    Erenler dergâhı bizim dergâhımız
    Derem derem bir yudum su ver
    Kerbela’ da mervanlar elinde şehit olan imamlar aşkına
    Saki İmam Hüseyin, cennet mekânı İmam Hüseyin
    Şah Hatayi’m yana yana yürek döndü bir yana
    Lânet okuyalım yezit oğlu bir mervan’a
    Bir yudum su vermediler Ali oğlu ol hanedâna
    Derem derem bir yudum su ver
    Kerbela’ da Mervanlar elinde şehit olan imamlar aşkına
    Saki İmam Hüseyin, cennet mekânı İmam Hüseyin

  3. #3
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    09-11-2011
    İleti
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Bildiğiniz Başka Mersiye Varsa Yazar mısınız ? Birde Bu Mersiyeleri Video Şeklinde Bir Yerden Dinleyebilir miyim? Aydınlatırsanız Sevinirim Canlar.


LinkBacks (?)

  1. 08-02-2014, 21:48

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 16 users browsing this thread. (0 members and 16 guests)

Benzer Konular

  1. 12 Günlük Tutulan Oruc Alevi Orucu Mudur?
    By SerkanDgn in forum Tartışmalar
    Cevaplar: 2
    Son İleti: 15-07-2014, 01:26
  2. Düvazlar
    By akkasoglu in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son İleti: 30-12-2010, 00:09
  3. Muharrem orucu ve yasakları
    By SerkanDgn in forum Tartışmalar
    Cevaplar: 0
    Son İleti: 09-12-2010, 12:05
  4. üçüncü imam hz. Imam hüseyin'in hayatı ve kerbela olayı
    By SerkanDgn in forum Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
    Cevaplar: 0
    Son İleti: 18-10-2010, 15:46

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, zohreana@zohreana.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.